Kayıtlar

İktidar ilişkileri ve “ideolojik hegemonya” savaşı- üzerine.

Resim
Doğru veya yanlış, geçerli veya geçersiz, bütün dillerdeki folklorik deyimler gündelik yaşamın içinde halkın kendi deneyimlerinde demlenerek, süzgeçlenip ortaya konulmuş bilgileridir. (Folklorik olanı, akademyanın dışında, halka, ahaliye, aktüel güncel yaşama dair olan, gündelik/pratik olan anlamında kullandım. Tanım çabası bana ait, literatüre uyar/uymaz bilmiyorum. Zaten “folklorik” kavramı kadim bir tarihe/kökene sahip olmayan, 19. Yüzyılda İngiliz düşünürlerince “folk” (halk, avam, statüsüz sıradan insanlar, ahali) ve “lore” (sıradan, gündelik, ampirik bilgi) kavramlarının birleştirilmesiyle elde edilmiş, uydurulmuş bir kavram. Dil söz konusu olduğunda zaten bu genel bir esasatır, dil denilen tamamen bir tür atama/uydurma halidir. İsimlerle onların cisimleri arasında bir “organik/yapısal” bağ yoktur, dil gücünü “uzlaşımından” alır, bir temsil-gösterge eğer üzerinde mutabık kalırsa “kullanımsal-dil” alanında yürürlüğe girer, değilse de o dil-dışı kalır. En çok sorulan sorulardan bir...

OLMASI GEREKENLERİN ULAŞILAMAZ UZAKLIĞI VE DAYANILMAZ "AĞIRLIĞI”

Resim
  ( Bu fotorafı unutma ey insan-oğlu, belleğine kazı ve unutma ve ağla, öyle ağla ki, ağladıkça daha çok ağla, ağlaman kışkırtsın ve çoğaltsın kendini, ağla, artık ağlayamaz hale gelinceye kadar ağla  ey insaoğlu, ağla zavallılığına ağla... Ağla çünkü gördüğün fotoğrafta senin de suç-ortaklığın  var... ) (Bu yazılanlara dair okuyucu için tanıtıcı ön-yazmalar ; bunlar da dahil olmak üzere, aşağıda tümce içerikleri-oluşturucu öğeleri olarak kullanılan hiçbir sözcük “maksimum/doygun” anlamıyla kullanılmamıştır. Örneğin “başka” sözcüğü “tamamen-başkalığı” içermez, bir şeyin ona göre-başkası olanla ilişkisindeki “nisbi-farklılığa” işaret eder sadece <-- veya buradaki à “sadece” bağlamında “sadece’dir”, salt-mutlak anlamıyla bir “sadecelik” yoktur zaten. Tümce içeriğinde kullanılan sözcükler için geçerli olan bu “kural” cümle içinde ve giderek parağraf içinde ve sonuç olarak tüm-metin için <-- de geçerlidir.) Olan ile olması-gerekenleri iki ayrı düzlemde ele almak ger...

BAŞLANGIÇLARIN OLANAKSIZLIĞI ÜZERİNE-2

Resim
  "öldürülmek, konuşmaya zorlanmaktan daha iyi". (Pythagoras) "  beni bir ses sahibi kıl, kefarete hazırım,  öyle mahzun ki hüzün ciltlerinde adına rastlanmasın." (İsmet özel)  "Bir köksapın başı sonu yoktur, o daima ortadadır, şeylerin arasındadır, aradavarlıktır" "Nereye gidiyorsunuz, nereden geliyorsunuz, nereye varmak istiyorsunuz gibi sorular son derece boş sorulardır. Sil baştan başlamak, sıfırdan (tekrar) yola koyulmak, bir başlangıç ya da temel aramak yolculukla ve hareketle ilgili yanlış bir kavrayışa dayanır." Doğru kavrayış ne olacak öyleyse? "Ortadan yola koyulmak", "başlayıp bitirmek değil girip çıkmak", "temeli yerinden etmek", "başlangıç ve bitişi geçersiz kılmak"  (Deleuze/Guattari, bin- yayla) Orhan pamuk kitaplarının birine; bir kitap okudum hayatım değişti şeklinde bir cümleyle giriş yapar.  Ben bu denli değişim/dönüşümü kitaplarla değil ama rüyalarımla girdiğim ilişkilerde yaşadım. Ezote...

BAŞLANGICIN OLANAKSIZLIĞI

Resim
 "Söze başlamaktansa, sözün beni sarıp sarmalamasını ve beni, her türlü olası başlangıcın çok ötelerine taşımasını isterdim. Konuşacağım sırada, kimliği bulunmayan bir sesin benden epey önce söze başlamış olduğunu farkedivermek ne hoş olurdu: o zaman sözcükleri bağlamak, cümleyi sürdürmek, kendisini, sanki bir an için, askıda tutarak bana işaret vermişçesine yarattığı boşlukların arasına, hiç kimsenin fazlaca dikkatini çekmeksizin yerleşivermek yeterdi bana. Böylece, başlangıç olmayacaktı; ve söylemin kendisin den kaynaklandığı kişi olacak yerde, onun uzayıp gidişinin rastlantısallığında, zayıf bir boşluk, olası eriyişindeki bitiş noktası olacaktım. Benim arkamda (çok önceden söze başlamış, söyleyeceğim şeyleri önceden söylemiş) bir sesin şöyle demesini isterdim: «Sürdürmek gerek, ben sürdüremiyorum, sürdürmek gerek, sözcükler olduğu sürece onları söylemek gerek, beni buluncaya, beni söyleyinceye dek, onları söylemek gerek —tuhaf çaba, tuhaf hata, sürdürmek gerek, belki de çok tan...